Hasetlik, Kıskançlık

Çevrenizde, işyeriniz de, sosyal ortamınızda  gösteriş budalası dediğimiz  parasından arabasının, evinden bahsedip kendini üstün gösteren, insanları içsel süreçleri ile değerlendirmeyip nesnel durumlarına göre değerlendiren, sizin mutluluğunuzdan sıkıntı duyan bununla ilgili farklı tepki verip keyfinizi kaçırmaya çalışan,  olurda siz mutsuz olduğunuzda bu durumdan  büyük keyif duyan ve bundan  beslenen kişiler muhakkak olmuştur, bunu okurken de aklınızdan birileri geçmiştir. Evet bahsettiğim kişiler haset kişilikler. Bu duygu yaşayanı da, maruz kalanı da yoran bir duygudur.

Nedir hasetlik?

Arzulanan bir şeyin başka birine ait olduğu ve bize değil de ona haz verdiği inancının yol açtığı kızgın bir duygudur. Hasetli kişi sahip olunan her şeyi şeyi başkasından  çekip koparmak ister.

Birinin mutlu ve memnun olmasından sıkıntı duyar, ancak başkasının sefaleti huzur verir ona.

Örneğin kendisi zayıflayamıyorsa herkesin kilo almasını ister, kendisi zengin olamıyorsa herkesin fakirleşmesini arzular.

Bu açıdan baktığımızda ruhsal bir bozukluk mudur diye aklınızdan geçebilir.

Hasetlik bir ruhsal bozukluk değildir bir kişilik özelliğidir fakat aşırılığı ruhsal sıkıntıları beraberinde getirebilmektedir. Kişi aşırı kıskançlık belirtileri ile paradi bir tablo seyredebilir veyahut toplumda izole edebilir kendisini.

Hasetlik bir süre sonra kişilikte yıkıcı etki yapmaya başlar umutsuz, değersiz, çaresiz hissettirir.

Hasetlik her zaman aşağılık bir duygudur ve en kötü duyguları da peşinden sürükler.

Bu yüzden hasetliği memnun etmeye yönelik her türlü çaba boştur.

Çok hasetli kişiyi tatmin etmek imkansızdır, hiçbir zaman tatmin olmaz. çünkü hasedi kendi içinden kaynaklanmakta ve her zaman haset edecek bir durum bulmaktadır ve bu tarz kişiler zamanla  aç gözlü olabilir .

 Kolay etki altında kalabilirler, çünkü kendi yargılarına güvenmezler.

İnsanın bir şeyden tatmin olması ve memnun kalması için sevgi yetisinin yeterince gelişmiş olması gereklidir. Çocukluğuna inildiğinde yeterince süt emmediği üzerine çalışmalar mevcuttur.

Hasetlik ekonomik ve kültürel olarak az gelişmiş ülkelerde daha yoğun olmaktadır. Türkiye’de maalesef bu surum için maalesef uygundur.

 Bu toplumlarda kişiler haset edilmekten hem korkar hem de haset edilmesini arzu ederiz. Örneğin komşusu araç alır , emanet aldıklarını ya da sıfır olmadığını söyler öte yandan en lüks eşyalar ile evi döşer yine haset eden komşuları çağırıp onların hasetliğinden keyif alınır.

Hasetten korkarız dedik ve bu kaygının önüne geçmek için farklı alternatifler ararız, nazar boncuğu taktırırız, kurşun döktürürüz. Göze gelmemesini isteriz.

İcat çıkarma, iş çıkarma, bur da tutmaz o düşündüğün işler uğraşma…bende yok sende de olmasın.

Gelin görün ki hep başkaları hasettir kimse haset olduğunu kabullenmez. ne yazık ki sindirilen, konuşulabilen, kabul görmeyen bir duygu olduğu için bastırmak ve kişiyi daha fazla yakmasına fırsat verilen bir duygudur.

Haset karakterin bitmeyen arzuları olunca haliyle mutluluğa erişmesi de çok mümkün olmamaktadır. hep savaştığı birileri vardır çevresinde madalyonun öteki yüzünde kendi duyguları ile savaşsa da kabul etmesi ve bu duygular ile mücadele etmesi zor bir süreçtir.

Kıskançlık onda var bende de olsun haset bende yok onda da olmasın.

İnsan ötekinin arzusunun arzulayan bir varlık.

Haset yoklukla uzlaşır…

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Arayın
Bize Ulaşın.
Bize mesaj gönderin.